İletişim Yayınları’ndan ilk baskısını 2020’de yapan bu kitap 272 sayfa.
Kitap dört bölümden oluşuyor. “Sivas Katliamı’nın Belleğini
Araştırmak” isimli ilk bölümde araştırmanın yönetimi, süreci, kavramsal ve
kuramsal tartışma ve bellek konuları işlenmiş. “Sivas Katliamı Belleğinin Tarihsel
Zemini” isimli ikinci bölümde Alevilik, Alevilik örgütlenmeleri ve katliamlar
dönemi, belleğin politikleşmesi, bellek mücadelesi konuları işlenmiş. “Bellek
Topluluğu Olarak Sivas Aileleri” isimli üçüncü bölümde katliam tarihsel
süreklilik bağlamında ele alınmış, ailelerin acıda yakınlaşmaları ve belleğin
inşası konuları işlenmiş. “Bellek Mekanları, Bellek Ritüeller” isimli dördüncü
ve son kısımda ise travmanın mekanı, hatırayı yaşatmak, kayıpla başa çıkmak
konuları işlenmiş ve sonuç kısmında ise yazar bu çalışmanın sonuçlarını
paylaşmıştır.
Ailelerle olan görüşmelerde çoğu zaman boğazımda yumrukla
kitaba devam edemeyip, ara vererek okumaya devam ettim. Daha önce bu katliamı
yaşayan ailelerle ilgili böyle bir çalışma olmadığı için kitap önemli bir
katkıda bulunmuş. Kitapta müthiş bir emek var, müthiş bir sabır ve çok fazla
acı var.
Yaşamak kim bilir nasıl zordu, hatırlamak kim bilir nasıl
zor, yaşamaya devam etmek hele nasıl zor… Dilerim bu kitabı herkes okusun,
herkes kendine pay çıkarsın ve bu kitabı okuma iyiliğini kendine ve topluma yapsın.
Dilerim hep mutlu günler hatırlayalım, hep huzurlu günler
yaşayalım, hep bir ve birlikte olalım.
Genlerimizde yeterince acı var.
“Sivas Katliamı söz konusu olduğunda, çoğunlukla öldürülen
entelektüellerden söz edilir ve katliamın Alevilere dönük niteliği atlanır.”
“…Sivas’ı aynı zamanda bir “çocuk katliamı” olarak
adlandırıyordu.”
“Kurtarılacağız diye öldürülmeyi bekliyorsun.”
“İçinde insan yakılan bir yere nasıl bilim ve kültür merkezi
denilebilir?”
“Biz susarsak, sustukça sıra bir başkasına da gelebilir.”
“Ölünce unutuluyor her şey. Ölünce unutuluyor acı.”


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder