30 Ocak 2021 Cumartesi

Jules Payot- "İrade Terbiyesi 1 ve 2" Kitapları

Cemil Meriç'in "Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim." diye tarif ettiği "İrade Terbiyesi" kitabını geçen sene bitirdikten sonra, bu sabah bitirdiğim "İrade Terbiyesi 2" kitabını da aynı keyif ve heyecanla okudum.

Bu kitapları lise ya da üniversitenin ilk senesindeki her öğrenciye okutmak gerektiğini düşünüyorum.

Dağınık bir zihne sahip olanlar, plansız bir hayat yaşayanlar, zamanını boş yere harcayanlar, nasıl çalışması gerektiğini bilmeyenler, saatlerce gereksiz yere çalışıp verim elde edemeyenler, disiplin ve irade hakkında gerçek bir fikri olmayanlar için pratik hayatta doğrudan faydasını görebileceğiniz harika kitaplar.

Ben iradeyi her zaman bir kas olarak hayal ediyorum, tıpkı diğer kaslar gibi ne kadar çok çalıştırırsak o kadar çok güçlenen bir kas. Bu kitaplar irade kasımızı güçlendirmek için doğru birer yol gösterici.

 

İrade Terbiyesi 2’den alıntılar:

“Karakterli, berrak zihinli ve etkin çalışma alışkanlığı olan insanların sayısı arttığında zorba devleti yıkar, kendi şehirlerimizi ve halklarımızı bilimsel olarak yönetebiliriz. Orta Çağ’daki gibi özgürlüklerine yeniden kavuşur ve politikacıların zırvalıklarından kurtulurlar.”

“Kibir öyle doğal bir doğurganlığa sahiptir ki onu suni olarak beslemeye gerek yoktur. Kendi başına rahatça büyür…”

“Yapabileceğimiz şeylerle kıyaslandığında ne kadar az şey yapıyoruz. Ama bu uğursuz yorgunluk hissi bilincimize gizlice sızar ve çalışmayı bırakmak için geçerli bir bahane ararken hemen ona teslim oluruz ve o da yavaş yavaş bizi ele geçirir. Öte yandan yorgunluk hissine boyun eğmezsek yavaş yavaş içimizdeki gücün zenginliğini keşfederiz.”

“Siyasi kadrolara karakteri yüksek ve zeki adamları getirmenin bir yolunu mutlaka bulmalıyız. Zeki ve enerjik insan eksikliği yüzünden biz de tehlike altındayız.”

“En yüce ve tatmin edici haz, eylem hazzıdır. Kendi benliğimizin derinliklerine inip mutluluğun kaynağını bulamadığımı sürece, hiçbir şey elde edemeyiz.”

“Bir yöneticiyi yargılamanın tek bir kriteri vardır: Önemli departmanlara inisiyatif sahibi, dürüst ve çalışkan insanları getirmek için elinden geleni yapıyor mu? İyi bir idarecinin temel ölçütü budur. Şayet sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınıyorsa, o zaman sonuç çöküş ve ülkenin felakete uğraması olur.”

“İradenin doğal uyarıcısı enerjik çabadır.”

“Kendini sınırların içine hapseden biri nasıl çalışacağını bilmez.”

“Başarılı olan herkes tembellik, şüphe ve diğer maddi veya toplumsal engellerle her zaman karşı karşıya kalmıştır. Ahlaki başarı, bu tür düşmanların üstesinden gelmekte yatmaktadır. Aylaklığın korkaklık ve değersizlik olduğunu hala anlamayan var mı?”

“Hareketsizlik, hastalıkların en beteridir.”

“Alışkanlık ilerlemenin önündeki büyük bir engeldir; çünkü tekrarlanan hatalar artık bizi sarsmaz. Bir süre sonra onları fark etmeyiz bile.”

“Gereken güdüyü asla dışarıdan beklememeliyiz. Gereken güç her zaman içimizdedir. Eyleme geçmek insanı mutlu eder ve zihni canlandırır.”

“Siyasette oy kullananların beyninde yer eden kelimelerin çoğu yeniden analiz edilip değerini düşüren şeylerden arındırılmadır. Neredeyse hepsi nefret ya da bir tür sanrıyla dolu.”




26 Ocak 2021 Salı

William Hazlitt- "Nefretin Hazzı" Kitabı

William Hazlitt, Samuel Johnson ve George Orwell ile birlikte İngiliz dili tarihinin en büyük eleştirmenlerinden ve denemecilerinden biri olarak kabul ediliyor, aynı zamanda drama ve edebiyat eleştirmeni, ressam, sosyal yorumcu, filozoftur ve çağının en iyi sanat eleştirmeni olarak kabul edilmektedir.

Yazarın dilimize çevrilen ilk kitabı bu.

Kitapta birbirinden farklı 4 bölüm var.

Okurken hiç sıkıntı yaşanmıyor, kitap akıyor ve Hazlitt sözünü sakınmadan derdini anlatıyor.

Kitapta farklı kişiler ve olaylarla tanışırken günümüzle de örtüşen birçok eleştiriyi keşfedeceksiniz.

Kitaptaki benim bir başka keşfim de Hazlitt’te de imposter sendromu olduğu; bu cümleleriyle siz de fark edeceksiniz: “Hayatım boyunca hep beceriksiz olduğum, entelektüel olarak kendimi geliştiremediğim ve verimli olamadığım hissine kapılmışımdır; bu da, nedense hayatım boyunca hiçbir konuda tatmin olmamama durumu yarattı bende.”

“Acaba hükümdarlar ve saraylar, hırslı, zalim ve nefsine düşkün canavarlar mı yaratıyorlar? Bu kadar şehvet düşkünü olmak insanlığın en ölçülü özelliklerinden biri sayılmaz. Tabakta yemek yiyerek yahut giyinip kuşanarak aç ve açıkta kalanların halinden anlamak kolay olmaz.”

“Zalimin kabaran, giderek büyüyen kendini beğenmişliği, sefilin esas örnek aldığı noktadır ve ulaşmak istediği nihai hedefidir. Yine de bu iki farklı kişi de insanlıktan aynı sebepten ötürü nefret eder; insanlara saygı duymak onların abartılı kibirlerine uygun bir davranış değildir ve genel fayda fikri, aşırı tutkularının önünde engel teşkil eder.”

Kitabın arka kapağındaki bir alıntı: “Eski dostluklar tekrar tekrar servis edilen etler gibidir; soğuk, huzursuz edici ve tatsızdırlar. Mide dahi kabul etmez onları. Yahut sürekli münasebet içinde bulunmak ve samimi olmak, bıkkınlığa ve hürmetsizliğe ortam hazırlar...”

“Alçakgönüllük daha ilk karşılaşmada yavaş yavaş azalıp tüm erdemler ayaklar altına alınırken bizler, özel hayatlarımızda ikiyüzlülük, yağcılık, bencillik, aptallık ve saygısızlıkla karşılaşmıyor muyuz hiç?”

“Kendi içinden taşamayan bir eylemin hiçbir yüceliği yoktur.”

 




Okumaya Dair

Saat 05:00’te uyandım yine. Önce kendime güzel bir sade kahve yaptım, sonra haberlere ve sosyal medyaya baktım, sonra işe giderken yanımda götüreceğim yiyecekleri ayarladım. Tam biriken dizilerimi açacaktım ki, yapamadım. Birbirinden güzel kitaplar karşımda dururken onları okumaktan başka bir eylem gerçekleştiremezdim.


Antoine AIbaIat’ın dediği gibi “Okuma, aIışkanIıkIarın en asiIidir.”. Victor Hugo da çok haklı: “Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez.” O ateş yandıkça okumayla ilgili bütün bahaneler yok oluyor. “Yorgunum.”, “Başka işim var.”, “Vaktim yok.”… Bunların hepsi bahane. Gerçekten okumak isteyen kişi okumak için çareler bulur.

Yemeğin pişmesini beklerken, tuvalette, otobüste, uyumadan önce, uyandıktan sonra, her fırsatta kitap okuyabilirsiniz… Konfüçyus’u o yüzden bu cümlesinde çok haklı buluyorum: “Ne kadar meşguI oIduğunu düşünürsen düşün, okumak için zaman ayırmazsan cahiIIiğe tesIim oIursun.” Son yıllarda sürekli “okumuş cahil” sıfat tamlaması dillerden düşmüyor ya, Mark Twain’in bunu destekleyen harika bir cümlesi var: “Kitap okumayan bir kimsenin, okumasını bilmeyene karşı bir üstünlüğü yoktur.”

Bütün kitapları okuyabilmek isterdim; ama gerçekçi olalım, buna ömür yetmez. Yine de ben ömrüm yettiğince okumamak için bahaneler üretmek yerine, okumak için fırsatlar yaratacağım.

Pandemide kendimi hapsolmuş hissetmememin en büyük kahramanı kitaplar. Kitaplarla başka insanların zihinlerini, hayal güçlerini, başka evrenleri, başka ülkeleri ve dünyayı dolaşıyorum; çünkü ben tam da Wolfgang Van Goethe’nin istediği gibi bir okuyucuyum: “Hangi okuyucuyu mu isterim, en bağımsızını; beni, kendini ve dünyayı unutup yalnız kitabın içinde yaşayanı.”
(Kitap: Jules Payot - İrade Terbiyesi 2) 



JZ Knight- "Uyanmak: Bir Üstadın Dönüşüm Yaratan Rüyasının Öyküsü" Kitabı

Ramtha’nın en son çıkan bu kitabından sonra, geçen senelerde çıkan okumadığım iki kitabı kaldı.

Dili ağır değil, gayet akıcı ve tıpkı diğer kitaplarındaki gibi tüyleri diken diken yapan uyanışlara sebep oluyor.

2019’da yayımlanan ve Türkçe baskısı 2020’de satışa çıkarılan bu kitap 3 bölümden oluşuyor.


“Eski çağların tüm üstatları ve önemli varlıkları bir yolculuk yapmak için asla Dünya üzerinde bir yere gitmez, o yolculuğu daima kendi içlerinde yaparlardı.”

“Sadece şunu hatırlayın: Siz insan gözünün gördüğünden daha fazla şeyi içeriyorsunuz ve hayat görünüşte bu bedende yaşamaktan ve uykuya daldığında kendi hayatını hatırlamamaktan daha fazla şeyi içerir.”

“Hayat insanın kendini araştırma ve özgürleştirme fırsatıdır.”

“Benim yorumum, tırtılın beyninde kelebeğin potansiyelinin bulunduğudur….Sizin beyninizde hangi potansiyel bulunmaktadır?” 




Sandi Mann- ""İmposter Sendromu" Kitabı

Abim bana yaklaşık iki sene önce "Sende kesin imposter sendromu var." diyene kadar hakkında hiçbir fikrim olmayan bu sendrom aslında günümüzde birçok kadın ve erkekte görünmektedir; ancak dün bitirdiğim bu kitaba göre erkekler bunu söylerken utandıkları için gizlemektedir, o yüzden kadınlarda daha çok göründüğüne dair bir kanı var.

Eğitimi, kariyeri, şöhreti, maddi durumu ne kadar iyi olursa olsun imposter sendromu olan kişiler gerçekte asla yeterince iyi olmadıklarına, başkalarının kendi yeti ve becerilerine dair abartılı bir görüşü olduğuna, başarılarının şans eseri olduğuna inanırlar ve bu sebeple sahtekarlıklarının anlaşılıp ortaya serilmesi korkusu yaşarlar. Örneğin Tom Hanks "Aslında sahtekar olduğumu ne zaman ortaya çıkarıp her şeyi elimden alacaklar acaba?" diye endişelenip, Emma Watson "Her an birilerinin tam bir sahtekar olduğunu ortaya çıkaracağı" korkusunu yaşayıp, John Steinbeck de günlüğüne "Ben bir yazar değilim, kendimi ve başkalarını aldatıyorum." diye yazmıştı.

Kitapta bütün imposterların aynı olmadığına ve kişinin farklı şekillerde kendini sahte hissedeceğine, toplumun bu konudaki rolüne, iş ortamında kadınlara, erkek imposterlara, işyeri ortamı dışındaki imposterlara, ebeveyn imposterlara ve ailenin bu konudaki etkisine, akademik ortamdaki imposterlara değiniyor.

Aslında şöyle bir etrafıma baktığımda o kadar çok kişi hak etmediği yerde ya da o kadar çok kişi hakkı olmayan şeyi istiyor ki, ayrıca bilgisiz, liyakati olmayan ve yetersiz insanlar o kadar çok ödüllendiriliyor ki bizlerin birer imposter olması az bile. Aslında imposterın tam tersi bir durum bu: Bilgisizlik ve beceriksizliğini sürekli olarak görememe ya görmek istememe durumunu tanımlayan bilişsel ya da zihinsel üstünlük önyargısı anlamındaki Dunning-Kruger etkisi.

Imposterlar gerçekten iyi ve yeterli olmalarına rağmen kendilerini hep yetersiz ve çok çalışmak zorunda hisseder, Dunning-Kruger'da da alt yapı bomboş, yetersiz ve bilgisiz olmasına rağmen kendini çok iyi ve yeterli hisseder. Çok tanıdık geldi mi? 




Gary Snyder- "Özgürlüğün Görgüsü" Kitabı

Bu kitapta yazar, yaban ve özgürlüğü iç içe yorumlamış.

Doğanın ziyaret edilecek bir yer değil evimiz olduğunu, bizim ona ait olduğumuzu, ondan aldığımız derslerin özgürlüğün görgüsünü oluşturduğunu anlatmış.

"Dünya doğadır ve uzun vadede kaçınılmaz olarak vahşidir de zira doğanın işleyişi ve özü de bir geçicilik düzenlemesidir."

"Yalanın dayanabileceği bir medeniyet düşlemek güç ve yapmaya çalışmamız gereken tam da bu. Yaban sadece dünyanın korunması değildir, o bizzat dünyanın kendisidir."

"Yalanın görgüsü yalnızca cömertliği değil aynı zamanda da sıkıntılara neşeyle göğüs geren iyi bir mizah anlayışına sahip bir dayanıklılığı, herkesin kırılganlığının iyice anlaşılmasını ve belli bir derecede tevazuyu da gerektirir."



René Guénon- "Modern Dünyanın Bunalımı" Kitabı

Fransız müslüman yazar bu kitapta materyalizme, kapitalizme, idealizme eleştiriler yapmış.

Batının dinden uzak olmasının sebebini materyalizme bağlamış ve bunun da bireyselciliği doğurduğunu savunmuş.

Modern insanın maddenin isteklerinin kölesi olduğunu savunmuş.

Kitabı zevkle okuduğumu söyleyemeceğim, içine girmesi çok zor, bana çok kopuk geldi, dikkatim çok dağıldı, okurken zorlandım, belki siz benim gibi zorlanmaz, zevkle okursunuz.

"İnsan, içine girdiği bilmem hangi düşünceyle kör olmadıkça nasıl cüret eder de maddi üstünlüğün düşünsel çöküntüyü telafi edeceğini ileri sürebilir?"

"Cesaretsizliğe boyun eğme duygusuna kapılanların, bu alanda yapılacak hiçbir şeyin zayi olmayacağını ve kargaşa, yanlışlık ve karanlığın sadece görünüşte ve geçici olarak üstün gelebileceğini, kısmî ve geçici tüm dengesizliklerin büyük ve bütünsel dengeye katkıda bulunmak zorunda olduğunu, sonuç olarak Hakikat'in gücüne karşı hiçbir şeyin üstün gelemeyeceğini düşünmeleri gerekir."



Frederic Lenoir- "Spinoza Mucizesi" Kitabı

Kitapta, yaşadığı zorlu hayatta 45 yaşındaki vefatına kadar "sadece akla dayanan, özgür bir hakikat ve gerçek mutluluk arayışına" hayatını adayan Spinoza'nın eserleri, etkilediği kişiler ve fikirleri anlatılmaktadır.

Mutluluğu dış nedenlere bağımlı kılmayan, daha eksiksiz bir hale geçmeye yarayan sevinci tanımlar.

"İrade değişim için yeterli gerekçe sunmaz." diyerek arzunun ne denli önemli olduğunu anlatır.






Gary Snyder- "Kayrak" Kitabı

Keyifle bitirdiğim ve arka kapağında "Doğa ziyaret edeceğiniz bir yer değil, evinizdir." yazan bu kitapta 23 tane şiir var; entellektüel bir doğa dostu ve zen keşişi olan Gary Snyder'in ilk şiir kitabı.

Kitabın çevirmeni İnan Mayıs Aru, şiirleri en az 15 senede çevirdiğini eklemiş çeviri notlarında.

Ben şiirlerden 7 tanesini sevdim.








Timothy Snyder- "Tiranlık Üzerine" Kitabı

Bu kitap, 20. yy.da Avrupa demokrasilerinin birer birer faşizme, Nazizme ve komünizme nasıl yenik düştüklerini tarihi ve politik tespitler yaparak anlatıyor. Kitap aynı zamanda demokrasiyi, özgürlüğü, insan haklarını korumak ve faşizmin önüne geçebilmek için yirmi madde sıralıyor, bunları tarihte yaşanan örnekler ile pekiştiriyor.

Kitabın giriş cümlesi: "Siyasette kandırılmış olmak bir mazeret değildir." Leszek Kolakowski



Frederic Lenoir- "Arayanlar İçin Açıklamalı Bilgelik" Kitabı

Bu kitabı "Sadece yemek yemek, uyumak, üremek, çalışmak ve eğlenmek için mi dünyadayız? Yoksa insan hayatının başka bir anlamı olabilir mi?" diye kendini sorgulayan felsefeye meraklı herkese öneririm.

"Derler ki, kısa varoluşumuz içinde en önemli şey, mümkün olan en iyi hayatı sürdürebilmek için kalbimizle ve aklımızla yaşamayı öğrenmektir. İnsanlığa erişebilmek, ruhumuzu gölgeleyen ve başkasıyla ilişkilerimizi zehirleyen kötülükleri yenebilmek için... İşte "bilgelik" dediğimiz budur. Soylu, bilinçli, aydınlık, sorumluluk yüklenmiş, sevgi dolu, uyumlu, adil, huzurlu, neşeli ve özgür bir hayat idealine yönelmek."

"Bütün mesele hayata "evet" demekte, gerçeği olmasını istediğimiz gibi değil olduğu gibi kabullenmektir. Bu biraz kabulleniş ve rıza yoludur. Hayata karşı koşulsuz bir sevgi gerektirir."




Ebu Abdurrahman Es-Sülemi- "Ruhun Hastalıkları ve Çareleri: Sufi Psikolojisi El Kitabı"

Bu kitapta tembellik, açgözlülük, kendine acımak, hırs, haset, yalancılık, minnet ve şükran beklemek, vaktini boşa harcamak, kendini üstün görmek, hatalarını görmeme gibi pek çok başlık ruhsal hastalık sayılarak hepsine tasavvufi çözümler sunuyor.

"Başkalarının kusurlarını görüp de kendininkilere gözünü yummak da ruhsal bir hastalıktır." "Kişi başkalarına söyleyip öğütlediklerini önce kendi yapmalı ve insanları iyiliğe ve güzelliğe lafla değil de bizzat davranışlarıyla teşvik etmelidir."

"İlim edinmek, insana kendi haddini bildirir."

Şu çok tanıdık: "Nefsin bir başka hastalığı, dış görünüşü süsleyip püslemek, gerçekte öyle olmadığı halde tevazu sahibi ve dindar görünmek, tam bir iç huzuruyla ibadet etmediği halde öyle bir görüntü vermeye çalışmaktır."






H. S. Sharmahs- "Serbest Öfke" Kitabı

İçinde 43 tane şiir olan ve özellikle içindeki bazı şiirlere aşık olduğum kitap.

                                                               "Kadınlar çocuktur

biraz aksi, dik kafalı, yaramaz
yürekleri vardır onların bilirim...
anla diye inleyen,
aşkla titreyen naif yürekleri
ama o kadınlar asla anlamadılar seni
bazen fedakâr olmak gerekti
aşık kursağındaki lokmayı almaz,
sadece yere düşeni istedi
işte mutluluk;
şu kadarcık fedakârlıkta gizli
...
O dünya yalan,
tüm kurgusu aldatmaca
değerini bilmeli eğer
sana gerçeği, olacağı sunan varsa
...
çok sevmek nedir
bilirim elbette
Fakat o bende gizlidir;
söylemem size..."

 




Maxime Rovere- "Aptallarla Ne Yapmalı?" Kitabı

Cuma günü ve bu sabah okuyup bitirdiğim, yazarın bazen sinirden titrediğini itiraf ettiği, aptallık üzerine yazılmış olan mizahi dilli bu felsefe kitabını müthiş bir keyifle okudum.

Unutmayalım, hepimiz bir başkasının aptalıyız, hatta bazen kendi aptallarımızın bile.


"Bahtsız dostlarım, odamın mahremiyetine sığınmış olarak, insan hayatının en büyük gizemlerinden biri karşısında sizi yardıma çağırıyorum. Nasıl oluyor da aptallar her zaman daha kalabalık oluyor? Nereden geliyorlar? Ve niçin, niçin bu kadar kalabalıklar?" 




Kolektif- "Mesnevi'den Her Güne Bir Hikmet" Kitabı

Sabah başlayayım, her gün bir sayfa okurum dediğim kitabı sözlerindeki yoğunluktan ve manâdan gözlerim dola dola, tüylerim diken ola ola birkaç saatte bitirdim. 

Tasavvufa ilgi duyuyorsanız, her sayfasında Mevlana'nın bir sözünü bulacağınız ve zorlanmadan okuyacağınız hap gibi bir kitap olmuş.




Don Miguel Ruiz- "Dört Anlaşma" Kitabı

Bu kitap, kitabın yaklaşık 20 sene önce ilk baskısını okuduğumda beni ne kadar etkilediyse, şimdi de aynı şekilde tüylerim diken diken olarak etkiledi.

2021'e unuttuğum şeyleri hatırlayarak devam edebilmem için bu kitapla başlamam gerekiyordu ve bunun tüm hücrelerimle farkındaydım.

"Farkındalık ilk basamaktır. Çünkü farkında olmadığınız bir şeyi değiştiremezsiniz."




Joe Vitale- "Zero Limit" Kitabı

Bunu bitirdiğim ikinci kitap ve kendimi zihnen çok hafiflemiş hissediyorum. 2021'e girmeden önce zihnimdeki çöplerden kurtulmak için içimi böyle huzurla kaplayan kitaplardan birkaç tane okumak istiyordum ve tam bir nokta atışı oldu.

Kitap antik Hawai H'oponopono öğretisini, eğer bir sorunu çözmek istiyorsak kendi üzerinizde çalışmamız gerektiğini ve bunun bir affetme, tövbe ve değişim süreci olduğunu anlatıyor. Bu süreç için dönüştürücü dört cümleden bahsediyor: "Özür dilerim. Beni Affet. Seni Seviyorum. Teşekkür ederim."

Kedilerime bakıp onlar üzerinden dünyadaki bütün canlılara söylermişim gibi başlıyorum konuşmaya: "Sizi ve kendimi olumsuz etkileyen şeyler yaptıysam sizden ve kendimden özür dilerim. Beni affedin, kendinizi affedin, ben kendimi ve sizi affediyorum. Size, kendime, hayata teşekkür ederim, teşekkür etmeyi ne çok unutuyoruz, nefes alabilmek bile muhteşem bir sebep hâlbuki. Ve sizi seviyorum, kendimi seviyorum, hayatı her şeyiyle seviyorum."




Mustafa Kemal Atatürk- "Anılar" kitabı


Kendime yılbaşı hediyesi olarak aldığım bu kitap 2021'de okuduğum ilk kitap oldu.

Altını çize çize okuyacağınız, gururdan veya hüzünden gözlerinizin dolup tüylerinizin diken diken olacağı ve Atatürk'ü tanımaya biraz daha yaklaşacağınız, dili de gayet akıcı olan harika bir kitap. 



John Shirley - "Yeni Tabular" Kitabı

İlk baskısını 2018’de Ayrıntı Yayınları’ndan yapan bu kitap 112 sayfa. Kitabın yazarı aynı zamanda senarist ve şarkı yazarı. Kitapta yazar...