Öteki Yayınevi’nde ilk baskısını 1994 yılında ve benim
okuduğum beşinci baskısını 1999 yılında yapan bu kitap 118 sayfa.
1946 yılında yayımlanma amacı olmadan Orgon Enstitüsü arşivi
için kaleme alınan bu çalışma bilimsel bir çalışma değil, konusu insan olan bir
deneme. Çalışmadaki düşünce bir bilim adamı ya da psikiyatristin gözünden
sokaktaki insanın nasıl göründüğünü aktarabilmek. “Sen, küçük, sıradan bir
insansın.” dediği sokaktaki insana “Dinle, küçük adam!” diye başlayan kitabın
içinde minik karikatürlere de yer verilmiş.
Sanırım bu kitabı beşinci okuyuşum oldu. En sevdiğim ikinci
kitap olan bu kitabı okumaya doyamıyorum. Tespitleri, dili, konuları ele alışı,
eleştirisi çok vurucu, her okuduğumda mest oluyorum. Herkesin okuması gerekse
hangi kitabı önerirdin diye sorsalar, önereceğim 4-5 kitaptan biri kesinlikle
bu kitap. Kitaptaki her cümlenin altını çizerek okuyacaksınız, her cümlenin!
“Kutsal sözler ektim yeryüzüne
Kötülükler silinecek yakında
Palmiyeler solduğunda
Kayalar parçalandığında
Anlı şanlı krallar
Gazel misali
Havaya savrulacak
Tufan çıkan bir gemi
Benim sözlerimi taşıyacak
Ve tohumlar yeşerecek dünyada”
“İşini yapmak ve ekmeğini kazanmak isteyen her doktor, her
ayakkabıcı, her makinist ya da her eğitimci kendi eksikliklerini bilmelidir.”
“Hiç kimse kendi kaderini yönlendirebilecek bir eleştiriye
cesaret edemiyor.”
“Sen yalnızca bir anlamda özgürsün. Kendini yönetmemek,
kendini eğitmemek, eleştiri yapmamak özgürlüğün var. Şikâyet ettiğini hiçbir
zaman duymadım.”
“Küçük adam üzerinde güçlerini uygulamaları için iktidar
sahiplerine yetki veriyorsun. Ama kendin dilsizsin; seni temsil etmeleri için
güçlülerin ya da kötü niyetli güçsüzlerin daha fazla güçlü olmalarına göz
yumuyorsunuz. Her zaman aldatılanın sen olduğunu çok geç fark ediyorsun.”
“Ben seni anlıyorum. Çünkü seni binlerce kez maskesiz,
partisiz, seçmen kartsız ve ünlü değilken çıplak olarak gördüm.”
“Her şeyden önce dön ve kendine bak. Kendini gerçekten
olduğun gibi gör. Sana hiçbir yöneticinin ve temsilcinin söylemeye cesaret
edemediği şeyleri dinle: Sen sıradan küçük bir adamsın. Şu iki kelimenin ikili
anlamını anla; “küçük” ve “sıradan”. Kendini parçalama! Kendine bakma
cesaretini göster!”
“Küçük adam, sana vaat edilen güçten korktuğun gibi kendine
bakmaktan korkuyorsun, eleştiriden korkuyorsun. Gücünü nasıl kullanmak
gerektiğini bilmiyorsun. Bugün olduğundan farklı biri olduğunu düşünmeye
cesaret edemiyorsun: Eğilmek yerine özgür, kurnaz olmak yerine açık, karanlık
bir gecedeki hırsız olmak yerine aydınlık bir günde sevgi dolu olmak.”
“Sen kendini gerçek büyük adamdan bir noktada ayırıyorsun:
Bir zamanlar çok küçük bir adam olan büyük adam, yalnızca tek bir özellik
geliştirmişti: nerede küçük ve dar düşündüğünü ve davrandığını bilmek!”
“Seni köleleştiren yine sensin. Bundan senden başka kimsenin
suçu yok. Kimsenin diyorum.”
“Küçük adam küçük adam olduğunu bilmiyor ve bunu bilmekten
korkuyor. O bir güç ve büyüklük yanılsamasıyla, kendi küçüklüğünü ve darlığını
saklıyor. O, kendisiyle değil büyük generalleriyle gurur duyuyor. O, kendisinin
olmayan düşüncelere hayranlık duyar ama bu düşüncelere sahip olanlara değil. En
az kavradığı şeylere en fazla inanır. Ve o, en kolay kavradığı düşüncelerin
gerçekliğine inanmaz.”
“Aklım benden ne pahasına olursa olsun gerçeği söylememi
istiyor.”
“Ne kadar az anlarsan hayran olmaya o kadar çok hazırsın.”
“Senin aptal olduğunu, köle olduğunu, sana ne istenirse
yapılabileceğini söylüyorlar. Sana kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vadediyorlar.
Sana insani özsaygı değil, ulusal özgürlük vadediyorlar. Kişisel özgürlük ve
büyüklük yabancı ve karanlık kelimeler olduklarından ulusak özgürlük ve
devletin çıkarları ifadeleri bir kemiğin köpeğin ağzını sulandırdığı gibi senin
ağzını sulandırıyor ve sen onları alkışlıyorsun.”
“Sen kendi kendini aşağıladığından dolayı küçük adam, onlar
da seni aşağılıyor, seni sevmiyorlar.”
“Senden korkuyorum, çünkü kendinden kaçtığın kadar hiçbir
şeyden kaçmıyorsun. Sen hastasın küçük adam, çok hasta. Bu senin suçun değil,
ama hastalıktan kurtulmak senin sorumluluğun. Eğer seni ezenlere rıza göstermeseydin
ve sık sık ezenleri desteklemeseydin, onları çoktan alaşağı ederdin. Eğer
günlük yaşamda kendine karşı bir nebze saygın olsaydı ve sen olmadan yaşamın
devam edemeyeceğini bilseydin, gerçekten bilseydin, dünyanın hiçbir polis gücü
seni ezecek kadar güçlü olmazdı. Kurtarıcıların sana bunu söylediler mi?”
“Ben senin tanrı olarak adlandırdığın şeyin gerçekten var
olduğunu ama senin düşündüğünden farklı, senin içinde ve dışında, vücudundaki
sevgi olarak, dürüstlüğün olarak ve doğayı hissetmen olarak bir kozmik temel
enerji olduğunu biliyorum.”
“Bütün büyük insanlar yalnızdırlar. Senin yakınında iyi
düşünemiyorlar küçük adam. Yalnızca senin üzerine ve seninle ilgili düşünürler,
ama seninle birlikte değil. Çünkü sen her büyük ve geniş düşünceyi boğuyorsun.”
“Ben senin aşağı insan olmaya son vermen ve kendin olmanı
istiyorum; senin kendin diyorum! Okuduğun gazetedeki düşünceleri, duyduğun
geçimsiz komşunun düşüncelerini paylaşmanı değil, senin kendin olmanı istiyorum.
Senin gerçekten içinin derinliklerinde ne ve nasıl olduğunu bilmediğini
biliyorum. Bir geyiğin, tanrının, şairin, bilge adamın olduğu kadar derinsin.”
“Yaşamında mutluluk dileniyorsun ama omurgana hatta tüm
yaşamına mal olsa da kendini sağlama almak senin için daha önemli. Mutluluğu
yaratamadığın, tadını çıkaramadığın ve koruyamadığın için dürüst insanın
cesareti sende yok. Nasıl biri olduğunu bilmek mi istiyorsun küçük adam?
Radyoda müshil, diş macunu, ayakkabı boyası ya da koku giderici reklamlarını
dinliyorsun. Ama propaganda müziklerini dinlemiyorsun. Bu aptalca ve iğrenç tatsızlıkların
senin kulağın için belirlenmiş olduklarını fark etmiyorsun. Hiçbir fıkracının
kabarede senin üzerine, kendi üzerine, bütün küçük sefil dünya üzerine anlattığı
bir fıkrayı dikkatlice dinledin mi? Sen yine müshil reklamlarını dinle, böylece
kim ve nasıl biri olduğunu öğrenirsin.”
“Bu dünyada benim kim olduğuma kara verecek olan yalnızca
benim, başka hiç kimse değil. Ben biyolojik ve kültürel bir melezim ve bütün
sınıfların, ırkların ve ulusların fiziksel ve zihinsel ürünü olmaktan, senin
gibi saf ırktan olmamaktan, şovenist olmamaktan ve bütün ulusların, ırkların ve
sınıfların küçük bir faşisti olmamaktan dolayı gurur duyuyorum.”
“Sen seni aşağılayana saygı duyuyorsun küçük adam ve kendini
aşağılıyorsun. Bu yüzden de kendi duygularına güvenmiyorsun.”
Dana ne kadar zaman senin kurnaz ikircikliğinin milyonlarca
insanın yaşamına mal olduğunu görmekten kaçınacaksın?”
“Sen mütevazi bir biçimde bu yaşamın küçük bir köşesine
çekilmiyor; aksine o yalancı gülüşünün arkasında iğrençliğini, fıçı gibi
biçimsizliğini, yanlışlığını, acı nefretini yaşama kabul ettirmeye
çalışıyorsun.”
“Dokunduğun her şeyde, küçük adam her şeyde, büyük gerçeği
değil de küçük hataları yaşam çizgin yaptın.”
“Doğayı düzeltmeye çalışma. Onu kavramayı ve korumayı öğren.
Boks maçına gitmek yerine kitapçıya git, eğlence merkezlerine gitmek yerine
uzak ülkelere seyahat et. Ve her şeyden önce doğru düşün, seni sessizce uyaran
içinden gelen sese güven. Yaşamın kendi ellerinde, bunu başkasına teslim etme,
senin tarafından seçilmiş önderlere hiç teslim etme. Kendin ol! Bunu sana birçok
büyük adam zaten söylemişti.”
“Amaç senin ulaşacağın bir yoldur. Bugün attığın her adım
yarınki yaşamındır. Büyük amaçlara adi araçlarla ulaşılamaz. Sen bunu her
toplumsal dönüşümde kanıtladın. Amaca ulaşmak için yapılan adilikler ya da
insan dışılıklar seni adi ve insan dışı yapar ve amacı ulaşılamaz kılar.”
“Sus küçük adam! İki türlü ses vardır. Biri yüksek
tepelerdeki fırtınanın çıkardığı ses, diğeri senin karnının guruldamasının çıkardığı
ses. Ama sen gaz çıkarıyorsun ve bunun bir menekşe gibi koktuğuna inanıyorsun.”
“Ben seni bulunduğun bataklıktan kurtaramam. Bunu yalnızca
sen yapabilirsin. Ben senin partine ve parti toplantılarına hiçbir zaman
katılmadım. Çünkü bu konferanslarda “Kahrolsun temel konu!” “Yaşasın
ayrıntılar!” diye bağırılıyordu.”
“Sen kavrayıştan umudun doğduğunu kavramıyorsun. Sen umudu
içinden dışarıya değil de yalnızca dışardan içine pompalıyorsun. Tamamen yok
olan kendi dünyanın bakış açısıyla bana iyimser diyorsun küçük adam. Evet, ben
gelecekle dolu bir iyimserim.”
“Senin sosyallik ve dostluk maskenin arkasında barbar bir
kimlik var.”
“Sen ruhunun derinliklerinde kötü niyetlisin, çünkü sen
güzeli geçip kötünün içine giriyorsun.”
“Sen kendi çizdiğin daire içinde dönüyorsun küçük adam ve
bir çıkış yolu bulamıyorsun, çünkü bakışın ve düşüncen yanlış yönlendirilmiş.”