Hayykitap’tan ilk baskısını Mayıs 2018’de yapan bu kitap 192 sayfa. Kitap yedi bölümden oluşuyor. İlk bölümde kendi hikayesine yer veren diyetisyen yazar, çok samimi bir dille kendi yolculuğunu anlatmış. İkinci bölümde yine aynı samimiyetle mesleğini neden sorguladığını ve çeşitli bilgi kirliliklerini anlatmış. Üçüncü bölümde bedenimizin sesini duymayı bırakıp, çocukluktan beri empoze edilen yanlış kodlara değinmiş. Dördüncü bölümde duygusal açlığa ve bilinçli beslenmeye yer vermiş. Beşinci bölümde bedensel ve zihinsel arınmaya, detoksun aslında ne olduğuna ve ne olmadığına değinmiş. Altıncı bölümde on dört günlük bir arınma programı önermiş. Yedinci ve son bölümde ise arınmadan sonraki hayatla ilgili konulara yer vermiş.
Uzun zamandır okuduğum en iyi beslenme kitabı. Dili akıcı,
yazar çok samimi ve kitabı sanki karşılıklı sohbet ediyormuş gibi okuyorsunuz.
Kitabın beni en etkileyen kısmı da kendisi diyetisyen
olmasına rağmen, bir başkasının sizin ne yiyeceğinize karar vermesine nasıl
izin veriyorsunuz diye sorguladığı kısım oldu.
“İnsanları gerçekten anlayamıyorum! Düşünmemek için her şeyi
yapıyorlar. Senin ne yiyeceğini bile başkasının belirlemesinden nasıl mutlu
olabilirsin? Nasıl başka birinin belirlediği şeyleri yiyebilir, üstüne üstelik bunlara
astronomik paralar ödeyebilirsin? Bu sektörün parçası olmaktan bıktım. Zayıflamakla
uğraşmak şişmanlığı daha da büyütmekten başka bir işe yaramıyor.”
“…amaç kaç beden giydiğiniz, kaç kiloda olduğunuz değil.
Amaç vücudunuzu dinlemek, onun sesine kulak vermek ve onu sağlıklı besinlerle
beslemek, yemekle ilgili saplantılarla dolu bir kısırdöngünün içinde yaşamamak…”
“Tabiattaki tüm canlılar hastalandıklarında yemek yemeyi
bırakırlar. Neden? Çünkü vücut tüm enerjisini iyileşme mekanizmalarını devreye
sokmak için kullanmak zorundadır. Eğer vücut hastalıkla boğuşurken onu bir de
sindirimle uğraşmaya zorlar, tıka basa yemekle doldurursanız, iyileşme süreci
uzar.”
“Yasaklar ve diyet listeleri ilkel beyninizi harekete
geçirir. Hem psikolojik hem fizyolojik olarak. Zihninize ve bedeninize geçmiş
atalarımızdan gelen kıtlık bilincini yaşatmayın. Seçim şansınızın olduğunu
hatırlayın. Kendinizi bolluğa ve berekete açın.”
“Maalesef kadınlar hem kendilerini hem de birbirlerini beden
ölçülerine göre yargılıyorlar -hem de bu önyargılardan yola çıkarak farkında
olmadan kendilerine engeller koyuyorlar.”
"Ruhumuzu doyurmadan, hayatlarımızı daha anlamlı
kılmadan yemeğe olan açlığımız hiç bitmeyecek."
“Hayır, liste yok. Liste verecek olsam bu kitabı bir diyet
listesi şeklinde yazardım. Bir de yasak yiyecekler bölümü olurdu. Pusulanız
kendinizsiniz. Doyduğunuzu siz fark edeceksiniz. Açlığınızın ayırdına siz
varacaksınız. Yani sorumluluk sizde. Bedeninizin, ağzınıza attığınız lokmanın
sorumluluğu size ait olmalı. Ancak bu sorumluluğu üstlenirseniz bu sıradan bir
diyete değil, yaşam boyu sürdürülebilir sağlıklı bir beslenme modeline
dönüşebilir.”
“Aç kaldığımız için değil çok yediğimiz için hasta oluyoruz…Az
yemenin yaşlanmayı yavaşlattığını, ömrü uzattığını gösteren pek çok araştırma
var.”
“Hareketsiz yaşam, organlarımızın kapasitelerinin altında çalışmasına, bedenimizde toksin birikmesine neden olur.”


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder