11 Temmuz 2021 Pazar

Gabriel Tarde - "Monadoloji ve Sosyoloji" Kitabı

Doğu Batı Yayınları’ndan ilk baskısı Eylül 2019’da çıkan bu kitap 80 sayfa.

“Toplum nedir?” sorusuna “Bizim bakış açımızdan bunu tanımlayabiliriz: Toplum, son derece farklı biçimlerde herkesin tek tek ve karşılıklı olarak birbirine sahip olmasıdır.” diye cevap veren Tarde, birey ve toplum anlayışını Leibniz’in monadlarından esinlenerek kuruyor; monaddaki bağımsızlık ve eşsizlik Tarde’ın toplumu oluşturan bireylere bakışını gösterir, benzerlik değil farklılıklar merkezdedir, yalnız bahsedilen bağımsızlık beraberliğe de muhtaç olan bir ilişkiselliktedir. Tarde’ın düşüncesinde birey toplumdaki devinimi yaratan etkin bir öznedir, edilgen bir unsur değildir.

Sosyolojiyle ilgili daha önce okumalar yapmış herkesin kolaylıkla okuyup ayırdığı vakte değecek bir kitap. Sosyolojiye yeni başlayanlara tavsiye etmem.

“Yıldızlar, yaşayan bireyler, hastalıklar ve kimyasal kökler gibi, uluslar da yalnızca birer antitedir ve bu antiteler filozof denilen tarihçilerin iddialı ve kuru teorilerinde uzun süre gerçek varlıklar olarak kabul edilmiştir. Siyasi veya sosyal bir devrimin nedeni yazarların, devlet adamlarının ve her türden mucidin yarattığı etkide aramanın bir soysuzluk ve bayağılık olduğunu; bunun insan ırkının dehasından, anonim ve insanüstü aktör olan halkın içinden kendiliğinden geldiğini yeterince tekrar etmedik mi?”

“Eğer sonsuz-küçük sonludan sadece derece olarak farklılaşsaydı, eğer şeylerin temelinde, anlaşılabilir ve kavranabilir yüzeylerinde olduğu gibi sadece konumlar, aralıklar ve yer değiştirmeler olsaydı, sonlu olarak kavranılamaz olan bir yer değiştirme neden sonsuz-küçük haline gelerek yapısını değiştirirdi? Demek ki sonsuz-küçük sonludan nitelik bakımından farklılaşıyor; hareketin, kendisinden başka bir nedeni vardır; fenomen bütün varlık değildir. Her şey sonsuz-küçükten çıkar ve her şey oraya geri döner; hiçbir şey sonlunun, kompleks olanın çevresinde aniden ortaya çıkmaz, ne de orada yok olur. Buradan, sonsuz derecede küçüğün, bir başka deyişle ögenin, her şeyin nedeni ve tözü, kaynağı ve amacı olduğu sonucunu çıkarmayacaksak, hangi sonucu çıkarmalıyız?”

“Eğer dini veya diğer inançlar değilse ya da ihtiraslar ve açgözlülükler değilse, dünyayı yöneten ve ilerleten şey nedir?”

“Düşünceyi veya kutsal istenci ne kadar sınırsız sanarsak sanalım, bunun bir olmasını istediğimizde hemen o anda yetersiz hale gelir -tıpkı realitelere yönelik açıklamalar gibi. Çelişkili şeylerin bir arada var olmasını gerektiren sınırsızlık ile tam uyum isteyen birlik arasında seçmek gerekiyor -mucizevi bir şekilde birini diğerinden, yani sırayla birinciyi ikinciden, sonra ikinciyi birinciden türetmediğimiz müddetçe.”

“Monadolojik veya atomist herhangi bir sistemde, her fenomen küçük, görülmez ve sayısız tanrılar olan birçok etkenden doğan aksiyonlar halinde çözülebilen bir bulutsudur. Bu çoktanrıcılık fenomenlerin evrensel uyumunu ne kadar eksik ve kusurlu olursa olsun açıklamaya gerektiriyor. Eğer dünyayı oluşturan öğeler birbirinden ayrı, bağımsız ve özerk olarak meydana geldilerse, bunların büyük bir bölümü veya oluşturdukları grupların büyük bir bölümü kusursuz bir şekilde değilse de en azından kararlı diyebileceğimiz sınırlarda niçin birbirine benziyor? Bunların hepsi olmasa da büyük bir bölümü neden yakalanmış, boyun eğdirilmiş ve sonsuzluklarının içerdiği bu mutlak özgürlükten vazgeçmiş gibi görünüyor? Nihayetinde, düzensizlik yerine düzenliliğin ve öncelikle düzenliliğin ilk koşulunun, yani gittikçe artan dağılmanın yerine artan toplanmanın neden bunların ilişkiye girmelerinden doğduğunu anlayamıyoruz.”

“Her şeyin temelinde gerçek veya muhtemel olan her şey vardır.”

“Tüm bilimler sosyolojinin dalları olmaya yazgılı gibi görünüyorlar.”

“…kendi başına bırakıldığında bir monad hiçbir şey yapamaz. İşte asıl olay budur ve bu bir başka olayı açıklamaya yaramaktadır; monadların bir araya gelme eğilimi. Bu eğilim maksimum inanç ihtiyacını ifade ediyor kanımca. Evrensel tutarlılık bu maksimuma eriştiğinde, tüketilen yetkin istek yok olacak ve zaman bitecek.”

“Eğer ben aynı kafadaki binlerce kardeş monadın arasında sadece bir yönetici monad ise, bu monadların bizlerden aşağıda olduğunu inanmak için temelde nasıl bir nedenimiz olabilir ki? Bir hükümdar ille de bakanlarından veya sahip olduğu kişilerden daha mı zekidir?”

“Her an hiçbir şey kendi kendini yaratmaz diye tekrar etmeye zorlanan bilim insanlarının, üstü kapalı bir şekilde değişik varlıkların basit ilişkilerinin bizzat bu varlıklara sayısal olarak eklenmiş yeni varlıklar haline gelebileceğini açık bir şeymiş gibi kabul ettiklerini görmek gerçekten çok şaşırtıcıdır.”

“Tekdüzenin, monotonun ve homojenin birlikteliğinden can sıkıntısından başka ne doğabilir? Eğer her şe özdeşlikten geliyorsa, her şey onu amaçlıyor ve ona gidiyorsa, bizi büyüleyen bu çeşitliliklerin kaynağı nedir?”

“Fransız veya İngiliz olduğumuz gibi, memeli hayvanlarız biz ve bu nedenle kanımızda yalnızca bizi benzerlerimizi taklit etmeye, onların inandıklarına inanmaya, onların istediklerini istemeye eğilimli kılan sosyal içgüdü tohumları taşımıyoruz; aralarında anti-sosyal tohumların bulunduğu sosyal olmayan içgüdü tohumları da taşıyoruz. Kuşkusuz eğer toplum bizi bütünüyle yaratmış olsaydı, bizleri sadece sosyal ve toplumcul yapabilirdi. Demek ki kentlerimizde ortaya çıkan ve onları altında alan bu anlaşmazlık, nefret ve kıskançlık lavları organik hayatın derinliklerinden geliyor. Cinselliğe olan tutkunun altüst ettiği tüm devletleri hesap edin, onun bozduğu veya değiştirdiği tüm inançları, tüm dilleri, kurduğu tüm kolonileri, ılımlı hale getirdiği veya iyileştirdiği tüm dinleri, uygarlaştırdığı tüm barbarca şeyleri, gücü ve özsuyu olduğu tüm sanatı düşünün! Gerçekten de başkaldırıların kaynağı aynı zamanda gençleşmenin, yenileşmenin ve modernleşmenin kaynağıdır. Aynı yerden gelenlerin ve ataların taklidinden başka tam olarak sosyal olan hiçbir şey yoktur.”

“Bizi düşünmeye iten önemli bir nokta var: Hayat bir gün bu yerkürenin üzerinde ve belli bir noktada başladı. Peki, aynı maddeler aynı ögelerden meydana geliyorsa, hayat niçin başka bir yerde değil de bu noktada başladı? Hayatın sadece özel ve çok komplike bir kimyasal bileşim olduğunu kabul edelim. Peki, ama diğerlerinden farklı bir ögeden değilse nereden doğmuş olabilir?”

“Toplum nedir? Bizim bakış açımızdan bunu tanımlayabiliriz: Toplum, son derece farklı biçimlerde herkesin tek tek ve karşılıklı olarak birbirine sahip olmasıdır.”

“Sınırına dayanmak ve kaçınılmaz güçsüzlüğüyle karşı karşıya kalmak: Ne korkunç bir sarsıntıdır bu her insan için ve her şeyden önce ne büyük bir sürpriz! Kuşkusuz, sonsuz-küçüğün sonsuz-büyüğe karşı olan bu evrensel iddiasında, bunun sonucunda ortaya çıkan evrensel ve sonsuz sarsıntıda, karamsarlığı haklı gösterecek çok şey vardır. Küçücük bir başarı için binlerce başarısızlık!”

“Bugünkü toplumlarımızın bize salık verdiği çıkarımlara inanmak gerekirse, dünyada yenenler ve yenilenler arasında eşitsizlik giderek artacak. Birilerinin zaferi ve diğerlerinin mağlubiyeti her geçen gün daha açık ve eksiksiz hale gelecek.”




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

John Shirley - "Yeni Tabular" Kitabı

İlk baskısını 2018’de Ayrıntı Yayınları’ndan yapan bu kitap 112 sayfa. Kitabın yazarı aynı zamanda senarist ve şarkı yazarı. Kitapta yazar...