Kitap Delidolu Yayınları tarafından ocak 2019’da basılmış, 108 sayfa. Kitap Polonyalı ünlü gazeteci Ryszard Kapuscinski’nin gazetecilik mesleğinin ilkelerine, yöntemlerine, zorluklarına, entelektüel ve ahlaki sorumluluklarına dair fikirlerini, deneyimlerini ve gözlemlerini anlattığı 3 söyleşiden oluşuyor. Kitabın son kısmında da “Görme Biçimleri” kitabıyla bildiğimiz John Berger’le yapılan söyleşi var.
Sinizmin gazetecilikle bağdaşmadığını, dürüst gazetecilik anlayışını, üçüncü dünya ülkelerinin zorlu şartlarını; sağlam bir ahlâkî duruşun, deneyimin, risklerin üzerinden gazetecinin nasıl olması gerektiği, gazeteciliğin günün yirmi dört saatini kaplayan bir iş olduğunu, devamlı derinleşme, okuma zorunluluğu içerdiğini, bir gazeteci için tarih bilgisinin ne denli önemli olduğunu, gazeteciliğin gerçek anlamda yapıldığında aslında nasıl zor bir meslek olduğunu ve tüm baskılara rağmen sessizlerin sesi olması gerektiğini anlatıyor. Kısacası kitap "dürüst gazetecilik" anlayışının bir özetini sunuyor.
Kitaptan Alıntılar:
“Serbest dolaşımdaki, özgür, kaçak, başkaldıran, üniformasız ve ruhsatsız, zorbaların korkulu rüyası olan sözcüklere ihtiyaç vardır.”
“Günümüz medyası, birbirlerinden ayrılamayan koyun sürüsü gibi hareket ediyor.”
“Medyada yer alan görüntülerdeki terör, bizi ya bir terörist ya da suskun birer görgü tanığı haline getiriyor. Böylece her birimiz sürekli olarak şantaja uğramış oluyoruz. Çünkü kendisine gösterilenler karşısında nasıl hareket ettiği sorusu, sadece bir görgü tanığına yöneltilebilir. Tüm iletişim araçlarının en sahtekarı televizyon, böylelikle ahlaki bir merci olup çıkıyor.”
“Kibrin cazibesine kapılarak alçakgönüllülükten saparsanız, dikkat toplama becerinizi kaybedersiniz.”
“Tarım alanında felaketi yaşadığımı bugünlerde neler yapmamız gerektiğine dair birilerinin bir şeyler yapmasını bekliyoruz sadece!”
“Şüpheci, gerçekçi ve temkinli olmak gazetecilik yapabilmenin temel şartlarıdır. Sinik olmak ise bambaşka bir meseledir. Gazetecilik mesleğiyle de bağdaşmaz. Sinizm, ciddi düşünüldüğünde, bizi mesleğimizden otomatikman uzaklaştıran, insanlık dışı bir tutumdur. Doğal olarak burada ideal gazetecilik anlayışından söz ediyoruz, sıklıkla gördüğümüz kötü gazetecilik örneklerinden değil.”
“Bugün nereye doğru gittiğimizi anlamak için siyasete değil sanata bakmak lazım. Dünyanın yavaş yavaş ne yöne doğru ilerlediğini ve hazırlanmakta olan büyük değişimleri önceden açık bir şekilde işaret eden her zaman sanat olmuştur.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder