Çınar Yayınları'ndan birinci baskısı Şubat 2020'de çıkan bu kitap 84 sayfa, 2 bölümden oluşuyor.
Tarihe kara leke
olarak geçen ve çok konuşulmayan iki olayı birleştirip acıtan bir masal gibi
kurgulanmış olan bu kitabın sayfalarını çevirdikçe kalbim de aynı şekilde yandı
diyebilirim.
20. yüzyılın başında elliden fazla işçi kadının öldüğü Radyum Kızları ve ölümü bile elektrik verilerek gösteriye dönüştürülen Fil Topsy'nin acıtan hayatları alınarak kitapta harika bir kurguyla işlenmiş.
Bir sürü ödüle aday gösterilen ve bir sürü ödül alan sert bir kurguya sahip bu kısa roman kadın hakları, hayvan hakları, işçi haklarına yönelik de kafamızda şimşekler çaktırıyor.
“İçinde hala nefes ve kan varken neden savaşmıyorsun? Neden ses çıkarmıyorsun, çırpınmıyorsun?”
“Ama hiçbir şey yapmamak, ihanet edilmeyi hak etmeyenleri mağdur etmekten başka hiçbir halta yaramadı şu güne dek. Yorgunum, Jodie. Sana olanlar, bize olanlar ve tüm bu olaylarla ilgili duyduğum öfke içimi öyle bir yiyip kemirdi ki doğru düzgün düşünemiyorum. Ve hep öfkeli olmak zorunda olmaktan yoruldum. Artık buna devam edecek enerjim yok; ama tüm bunlar bitmeden önce aramızdan birini daha öldürüp ellerini kollarını sallaya sallaya gezmelerine izin verirsem Tanrı belamı versin. Artık bir şey yapmak gerek.”
“Tanrım, biz insanlar daha, savunmaya geçmeden, birbirimize karşı olan bir milyon çeşit rezil, iğrenç davranışla yüzleşemiyoruz. Şimdi bunun doğru düzgün bir şekilde yapılma ihtimali ne olabilir ki?”
“Dünya öyle büyük ve aşağılık bir yer ki, ellerimiz ile ayaklarımız zincire vurulmuş bir halde bu dünyanın içinde ufacığız. Oyunun bize karşı kurulma şekline öfkelenip bağırıp çağırmaktan başka lanet bir şey yapamayan küçük, çaresiz mahluklarız.”
“Hiçbir şey Anne fillerden daha büyük değildi. Hep birlikte
dağlardı onlar; sonsuzluklardı. Birbirlerine ve Öykülere sahip oldukları sürece,
onları Hiç edebilecek ne bir diş ne de bir pençe vardı.”
“Yaşlı filin anlamadığı şey insanların gerçeklerle yüzleşmeye, özellikle
de rahatsızlık veren gerçeklerle yüzleşmeye pek meraklı olmadıklarıydı.”
“…acele etme ihtiyacı içinde, her zaman, sonsuza dek, acele
içindeler.”
“Birlikte yok oluşlarının şarkısını, birleşme, öğretme, bir araya
gelme şarkısını söylemeye gidiyorlar.”
“Gök gürültüsü gibi şarkı söyleyin, ey Anneler!”
“Bunların altında neler yattığını unutma
Ve kendinden önce kimlerin geldiğini.”
“Zavallı şeyler,
Zavallı şeyler.
Kendini beğenmiş, zavallı aptal şeyler.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder