Dante Kitap’tan Ekim 2015’te çıkan bu kitap 80 sayfa.
Kitapta Andreas Kartak isimli sokaklarda yaşayan ve
gazeteleri kendisine yorgan yapan köprü altlarında yaşayıp giden alkolik bir
evsize bir yabancının 200 frank vermesinin ardından yaşadıkları konu edilmiş.
Bu parayı borç olarak aldığını belirtip, bunun bir namus borcu olduğunu
söyleyen Andreas parayı geri ödeyebilecek midir? Bu sorunun etrafında dönen
kitabı okurken meraklanıp, hüzünlenip, bazen kızıyorsunuz; ama keyif aldığınız
bir gerçek. Andreas aziz mi yoksa ayyaş mı diye sorarsanız, bence hiçbiri, kimse
olamamış ya gerçekten birisi olmak istememiş, bu yüzden de ayağına kadar gelen
fırsatları hiç değerlendirememiş.
“Bu sırada Andreas, aynalardan neden korktuğunu fark etti.
Çünkü, insanın aczini ve perişanlığını kendi gözleriyle görmesi hoş bir şey
değildi. Zannediyordu ki, aynada suratını görmediğinde sefalete düşmemiş
gibiydi. Oysa dostumuz, bunun, devekuşlarının başlarının toprağa gömerek
görünmez olduklarını zannettikleri durumla aynı olduğunu bilmiyordu.”
“Çünkü insanoğlu, mucizeye alıştığı kadar kolay alışmaz
hiçbir şeye. Hem de bir, iki, üç kez başına gelmeyegörsün. Evet! İnsanlar öyle
bir yapıya sahiptir ki, kendilerine tesadüfen ve geçici bir şansın kazandırdığı
şeylere sürekli sahip olmazlarsa her şeye öfke duyarlar. İnsan böyledir. Andreas’tan
da başka ne bekleyebiliriz ki?”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder