Norgunk Yayıncılık’tan birinci baskısı Ocak 2021’de çıkan bu kitap 174 sayfa ve 3 bölümden oluşuyor.
Kitabın baş kahramanı Trelkovksy’nin, Paris’te,
Simone isimli kiracının intihar etmesi sonrası onun kiraladığı daireye
yerleşmesi sonrasında yaşadıkları, komşularıyla ve iş arkadaşlarıyla değişen
ilişkileri, hissettiği dışlanmışlık, yalnızlık ve yabancılık duygusu, yaşadığı
benlik sorunu anlatılıyor. Simone’u hastanede komadayken ziyaret etmesi
sonrasında Trelkovksy onu takıntı haline getiriyor ve oturduğu dairesinin eski
kiracısı gibi kendisini intiharın eşiğinde ve farklı durumlarda bulmaya başlıyor.
Kitabı elime alır almaz hemen bitirme hissi oluştu, sonunu merak
ettiriyor, çok akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış. Kitabın 1976’da vizyona
giren filmi varmış, izlememiştim, onu da en kısa sürede izleyeceğim.
"Hangi andan itibaren, diye düşündü Trelkovski,
birey artık olduğu varsayılan kişi olmaktan çıkmaktadır?"
“Bitkin ve sarhoş olmasına rağmen keyfi müthiş
yerindeydi. Karşılıklı sarf edilen cümlelerin seyri onu neşelendirmişti. Tüm
olan bitenin ne kadar hoş bir yapaylığı vardı. Onu çaresiz bırakan yalnızca
gerçeklerdi.”
“Bir vitrine imgesi yansıdı. Onun da farkı yoktu.
Benziyordu, tam anlamıyla o canavarlara benziyordu. O da onların türündendi ama
bilinmeyen bir sebepten dışlanmıştı. Ona itimat edilmemişti.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder