Nisan 2016’da ilk baskısını yapmış olan bu kitabı okurken ben de yazarla beraber sık sık kendimi sorguladım.
Yazar fiziksel engeli sebebiyle yaşadığı duyguları ve aşmak
istediği düşüncelerini; eşi, kızı ve oğluyla ilişkisini, kendini nasıl gördüğü
ve başkalarının onu nasıl gördüğüne dair çıkarımlarını, kıskandığı engelli olmayan
erkeklerle ilgili duygu ve düşüncelerini, hayatını Platon, Seneca, Spinoza,
Nietzsche, Montaigne gibi filozoflar sayesinde ve sık sık Zen’den uygulamaları
hayatında pratiğe geçirerek dönüştürmeye çalışıyor.
Doktorunun “Bize tutkuların kitabı yazın!” tavsiyesi üzerine
günlük yazmaya başlıyor ve 100 bölümden oluştuğu için 100 farklı günü kitaba
dönüştürdüğünü tahmin ediyorum. Kitapta yazarın engelinin tam olarak neresinde
olduğunu anlayamadım; ama zihninde bu engelini resmen bir kabusa dönüştürüyor, yaşadığı
güven eksikliğinden ve kıskançlıklardan tüm dürüstlüğüyle bahsediyor, hem de
seminerlerine binlerce kişinin geldiği ve kitaplarının çok sattığı sevilen biri
olarak.
Kitabın çevirisi güzel, anlaşılır; yazarın anlatımı insanı
kitabın içine alıyor.
Her an yeniden doğmamıza, çıplak kalarak kendi kendimizden
soyunmamıza, Spinoza’nın davetine uyarak doğru davranıp sevinç içinde kalmamıza
bizi yüreklendiren bu kitapta yazar, “İnsan bütün varlığıyla felsefeyi
gerçekten nasıl uygulayabilir?” sorusuna cevap arıyor.
Bizi bir çocuk gibi dolu dolu yaşamak için cesaretlendiren
bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum, kitabı o kadar sevdim ki yazarın başka
iki yazarla beraber yazdığı ve dilimize çevrilen “Bilgeliğin İzinde” kitabına
hemen başlayacağım.
“Kendime sürekli “Ne istiyorum?” diye soruyorum. Cevap hep aynı: Koşulsuz sevinç. Bu arzuda her şey var. Bunu unuttuğumda, bu arzuyu kendimde değil de başka yerde gidermek istediğimde kendimi yanıltıyorum.”
Kitaptan Alıntılar:
“Benlik disiplinin tek bir misyonu vardır: Sevincin içinde
kök salmak.”
“Aşağılık karşılaştırmalar, ne zaman terk edeceksiniz beni?”
“Her an yaşamaya cesaret edebilmek için ölmeye cesaret
etmeli, her şeyi alabilmek için her şeyi vermeli.”
“Olduğum ve sahip olduğum şeye bağlı kaldığım sürece pek
uzağa gidemem! Kendimi şimdiki zamana açmadıkça, yaptığım şey bir işe yaramaz!”
“Biraz daha iyi olmak için bugün ne yapabilirim? Ne kadar
küçük olsa da, birazcık ilerleme her zaman mümkündür. Dengeyi korumak için
burada ve şimdi ne tür bir eylem ortaya koyabilirim?”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder