Cinius Yayınları’ndan ilk baskısını Ekim 2020’de yapan bu kitap 46 sayfa.
İsmini kendisi seçen Deniz’in bir eşcinsel, bir trans birey
olarak yaşadıklarını, bütün çabasına rağmen seks işçisi olmak zorunda kalmasını
ve o süreçte yaşadıklarını, koskoca hayatını 46 sayfaya olanca samimiyeti ve
dürüstlüğüyle anlatışını okuyacaksınız.
Daha çocukken, hiçbir şey bilmiyorken, bir şeylere cevap
aramasını ve anlamlandırmaya çalışmasını, ailesinin tavrı farklı olsa yapmak
zorunda kalmayacağı seçimlerini, arkadaşlarının yaşattığı hayal kırıklıklarını,
toplumun acımasızlığını ve empati yoksunluğunu, yine de hayata cesurca nasıl
tutunduğunu okurken bir yandan da insanların neden her şeyi bu kadar zorlaştırdığını
ve birbirimizin hayatını neden cehenneme çevirmekten vazgeçmediğimizi
sorgulayacaksınız.
Dilerim bu kitabı çok fazla kişi okusun, özellikle LGBTİ+
insanlara karşı önyargısı olan kişiler.
“Ama çocuktum sonuçta, bir eşcinsel olduğumu bilmek bir yana
eşcinselin ne demek olduğunu bile bilmiyordum. Ancak sezebiliyor, anlamlandırmaya
çalışıyordum.”
“Vücudumun bana söyledikleriyle insanların söyledikleri
birbirleriyle çelişiyordu. Kendimle tanışmak istiyordum ama sürekli başkaları
giriyordu: Küçümsemeleri, alaycılıkları, dışlayıcılıklarıyla…”
“Bir erkeklik organına sahip olmam, bu bedenle doğmam erkek
olduğum veya öyle hissettiğim anlamına gelmiyor maalesef.”
“Ailem elbette çocuklarındaki “tuhaflığın” hep farkındaydı.
Bu, sanılanın aksine doğuştan gelen bir şey. Ben yanlış bedende doğmuş bir
kadındım, ne fazla ne eksik…”
“Toplum bizim hastalıklı ve anormal bir azınlık olduğumuza
inanıyor, daha doğrusu inanmak ve bizi de inandırmak istiyor. Oysa tam aksi:
Biz de varız, çok kalabalığız ve en önemlisi de normaliz. Hasta değiliz.”
“Bunun zaten normal olduğunu, kendi normalleri dışında da
normaller olduğunu bilmiyor, anlamıyorlardı.”
“İnsanlar neden kendileri gibi olmayanların da varlığını
kabul etmez, neden onların istediği gibi yaşamasına kendince onay vermez? Bu
tahakkümü, bu cüreti nereden bulurlar? Tüm bunlar ne için?”
“İnsan sürekli tekrarlayan kötü şeylere ne kadar alıştığını
düşünse de her defasında farklı bir yerinden kırılabiliyordu.”
“Çünkü bu topluma, bu dünyaya bizim gibi 1-0 yenik gelenler
için sorunlar asla bitmez. Bizim için sorunları aşmak diye bir şey yoktur,
sadece ona alışmak, onu idare etmeyi öğrenmek vardır.”
“Bir gün ani bir kararla hayatını, kariyerini değiştirip
bambaşka bir yola girme şansımız yok bizim. Çünkü gittiğimiz her yerde önce
ayıplayan bakışlara maruz kalırız, sonra da kapılar yüzümüze kapanır. Bir
bankada,, bir devler dairesinde, bir kurumsal şirkette kadın kıyafetleri giyerek
çalışan bir erkek, doğru ifadeyle trans birey gördünüz mü hiç?”
“…Bu yüzden karakteri, kimliği, tavrı, cinsiyeti ve yönelimi
ne olursa olsun çocuğa onun bunun değil kendi ailesinin arka çıkması, bütün
dünyanın karşısında duracağı bir kimliği varsa bile onu cesaretlendirmesi,
sarıp sarmalaması lazımdı. Huzuru evde bulamayan onu dışarıda arar ve bulma
ihtimali çok ama çok düşüktür.”
“İnsanların hiçbir çağda başkalarının hayatları üzerinde
ahkam kesmende, yargıda bulunmadan yaşamayı başaramamaları size de çok tuhaf
gelmiyor mu?”
“Varlıklıysan, şanslı doğmuşsan veya şansın sana sonradan
gülmesini sağlamışsan, bir statü sahibiysen cinsel yönelimini dışa vurmanda,
yaşamanda bir sakınca olmuyor.”
“İnsanoğlu bugünün dünyasında onu sarsması, şaşırtması,
öfkelendirmesi gereken her şeyi normalleştirdi. Şiddet, öfke, sevgisizlik,
haksızlık, adaletsizlik… Yetmez gibi en normal, zararsız şeyleri korkulması,
kaçınılması, yok edilmesi gereken şeyler haline getirdi. İnsanın tabiatı çok
ilginç, gerçeği gizleme konusunda müthiş bir çaba sarf etmekten hiç erinmiyor.”
“Ailem, doğduğumda bir isim vermiş bana, bir erkek ismi…
İsim koymak ilginçtir çünkü hayatının asla tamamen senin ellerinde olmayacağını
anlatır sanki…Önce ailendir kaderin, sonra adın, yaşadığın yer, sonra dünya ve
içine düştüğün çağ.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder