11 Nisan 2021 Pazar

Xavier de Maistre – “Odamda Yolculuk” Kitabı

2019’da Sel Yayıncılık’tan çıkan bu kitap 96 sayfa. Kitap, 42 günlük oda hapsiyle cezalandırılan bir subayın, dört duvar arasında ve sadece otuz altı adımlık bir odada kalmakla yetinmeyip, zihninde yaptığı yolculukları konu edinmiş. Bu öyle bir düşsel yolculuk ki, dört duvarın sınırlarını kaldırıp sonsuzluğa açılıyor.

Zaman, mekan, hapis duygusunu bir illüzyona dönüştürerek asıl esaretin ya da özgürlüğün zihinlerimizde olduğunu çok iyi anlatan bir kitap. Dış koşulları bir yana bırakıp zihninde kendini istediği her yere götürüp istediği her güzelliği gören bu subayın hikayesi gerçek anlamda bir özgürlük metni.

“Beni bir şehri dolaşmaktan men ettiler. Hepsi bu. Ama bütün bir evreni bana bıraktılar: Uçsuz bucaksızlık ve sonsuzluk emrime amadedir.”

“Gerçekten de, herkesten gizlenerek çekilebileceği küçücük bir odası bile olamayacak kadar bahtsız, terk edilmiş olabilir mi insan?”

“Kendimizi hayal gücümüze teslim ederek, o bizi nereye götürmek isterse, her yerde onu takip edeceğiz.”

“İnsanın ezeli ve asla tatmin bulmayan arzusu, kendi gücünü ve yeteneklerini artırmak, olmadığı yerde olmak, geçmişi hatırlamak ve gelecekte yaşamak değil midir?”

“Gökyüzü dünyaya güzel bir günü müjdelemek istediğinde, gün doğumunda bulutları bu sevimli renge boyar.”

“Kalbine ve ruhuna uygun bir dost bulan kimse ne mutludur! Zevk, duygu ve bilgi benzerliğinin birleştirdiği bir dost; hırstan ya da çıkardan başı dönmeyen bir dost; bir sarayın şatafatındansa, bir ağacın gölgesini tercih eden biri! Ne mutlu dostu olana!”

“Ben umudumu asla varsayımlara dayandırmıyorum. Havada uçan bir böcek görmek beni ikna etmeye yetiyor; ve genellikle kır manzarası, havadaki koku ve etrafımda yayılan bilmem hangi cazibe karşısında düşüncelerim öyle bir şahlanıyor ki, ölümsüzlüğün yok edilmez bir kanıtı ruhuma şiddetle girip onu bütünüyle ele geçiriyor.”

“Bu kederli yeryüzünde huzur yok!”

“Heyhat, çirkinliğin kendini tanıyıp aynayı kırması çok enderdir! Etrafımızdaki aynalar ne kadar çoğalsa ve ışıkla hakikati geometrik bir kesinlikle yansıtsa da boşunadır. Tam ışınlar gözümüze girip bizi olduğumuz gibi resmedeceği anda, kendimize olan sevgimiz aldatıcı prizmasını bizimle görüntümüz arasına yerleştirir ve bize bir tanrısallık sunar.”

“Bir yerde, soğuktan ölmemek için bir grup çocuk birbirine sarılmış. Başka bir yerde, sitem edecek kadar bile sesi çıkmayan bir kadın titriyor. Yoldan geçenler, alıştıkları bu manzara karşısında duygulanmadan gidip geliyorlar. Arabaların gürültüsü, ölçüyü kaçırmış insanların sesleri, müziğin hoş tınıları, kimi zaman bu bahtsızların çığlıklarına karışıp dehşet verici bir ses uyumsuzluğu yaratıyor.”

“…aniden bir beyaz ayı, bir filozof, bir kaplan ya da bu türden başka bir hayvan girse ve sahneye çıkıp avazı çıktığı kadar bağırsa: “Bedbaht insanlar! Benim ağzımdan size seslenen hakikati dinleyin: Eziliyorsunuz, baskı altındasınız; bahtsızsınız, canınız sıkılıyor; çıkın bu uyuşukluktan!” Bunları düşünüyorum…”

“Fikirlerimde ve duygularımda ne büyük değişiklikler yaşanmış! Dostlarım ne kadar farklılaşmış! O zamanın mektuplarını bugün incelediğimde, beni artık hiç ilgilendirmeyen projeler için ölesiye çırpındığımızı görüyorum.”

“Binlerce önyargının istilası altındaydık; dünyayı ve insanları hiç tanımıyorduk, fakat yine de ilişkimizde nasıl bir sıcaklık vardı! Ne yakın bir ilişki! Nasıl da sınırsız bir güven! Bizler hatalarımızla mutluyduk. Ah, ya şimdi! Artık her şey değişti; başkaları gibi, bizim de insan kalbini okumamız gerekti ve hakikat, ortamıza bir bomba gibi düşerek, yanılsamanın büyülü sarayını sonsuza dek yok etti.”




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

John Shirley - "Yeni Tabular" Kitabı

İlk baskısını 2018’de Ayrıntı Yayınları’ndan yapan bu kitap 112 sayfa. Kitabın yazarı aynı zamanda senarist ve şarkı yazarı. Kitapta yazar...