8 Kasım 2021 Pazartesi

Michel Foucault - "Kendini Bilmek" Kitabı

İlk baskısını 2019’da, benim okuduğum beşinci baskısını 2021’de Profil Kitap’tan yapan bu kitap 215 sayfa.

Kitapta giriş, son söz, katkıda bulunanlar dışında 8 bölüm var. 2 bölüm Foucault’a ait.

Kitap beni öyle etkiledi ki, içime doğru yepyeni kapılar açıldı. İçgörü kazandıran bu kitabı dikkatle ve sindirerek okumak gerek.

Foucault’un 1982’de Vermont Üniversitesi’nde “Kendini Biçimlendirme Teknikleri” seminerinin kısmen kayda geçirilmesiyle oluşan kitapta Foucault’un ““kendi”nin başlangıçta ve sonda aynı olmadığı”, “dönüşlü/dönüşümlü özne” felsefesinden kendine eğilmenin aslında ne olduğu ve ne olmadığına dair düşünceleriyle “kendilik”le ilgili harika bir yol çiziliyor. Mesela kendilik giyim, kuşam, araçlar, mülklerden oluşmaz. Mesela bedene eğilmek, kendine eğilmek değil. Kaygı konusu cismi şeyler değil, ruh olmalı, kendine eğilmenin temeli bu.

Foucault’ın “Dünya nedir? İnsan nedir? Hakikat nedir? Bilgi nedir? Bir şeyi nasıl bilebiliriz?” gibi sorulardan sonra asıl ilgilendiği soru şu: “Gerçekleşmiş, bilfiil halimizle biz neyiz?” “Bugünkü biz neyiz?” “Tarihsel bir düşünüşle kendimize baktığımızda ne durumdayız?” “Bugün neyiz?” Hocama “Bugünkü ben neyim?” sorusundan çok etkilendiğimi söylediğimde, “Bunun bir adım sonrası da “Şimdi ben neyim?” sorusu.” deyince yine yaşadığımız akışkan zaman ve akışkan toplumu düşünüp ne kadar elzem bir soru olduğunu fark ettim. Kişinin kendi kendini bilme zorunluluğu, kendi kendisine eğilmesi gerekliliği ve “kendi üzerine çokça kafa yormanın” kendimizle ilgili gün sonu muhasebesi yapmanın dahi yeterli olmadığını gösteriyor, bunu kendimize her an sormamız lazım: Ben şimdi neyim?

“İnsanların zihnindeki bir şeyi değiştirmek; bir entelektüelin rolü budur.”

“Yazmak da kendine eğilme kültürünün bir parçasıydı. Kendine eğilmenin temel ögelerinden biri de sonradan okunmak üzere kişinin kendi hakkında notlar alması, arkadaşlarına savlarını ve mektuplar yazması, ihtiyaç duyulabilecek gerçekleri yeniden ortaya koyabilmek adına çeşitli kayıtlar tutmasıdır.”

“Kişinin kendine eğilmesi sürekli yazma eyleminde bulunmasıyla ilişkilendirilmişti. … Yazıyla kendi kendine teyakkuz halinde olma arasında bir ilişki gelişti. Hayatın inceliklerine, ruh haline ve okunanlara dikkat edilmeye başlandı ve yazma eylemiyle kendilik tecrübesi daha yoğun ve kapsamlı bir şekle büründü. Daha önceden var olmayan bir tecrübe alanı oluştu.”

“İmparatorluk çağındaki her şey Marcus Aurelius’un Fronto’ya M.S. 144-145’te yolladığı mektupta mevcuttur: Selam olsun, ustalarımın en tatlısı. … Elveda bal-tatlısı, aşkım, tatlım Fronto’m, her neredeysen. Aramız nasıl? Seni seviyorum, ama sen uzaklardasın.”

“Pisagorculuk kültüründe öğrenciler eğitimin bir kuralı olarak beş yıllığına sessiz kalırlar. Ders sırasında soru sormamış ve konuşmamıştırlar ama dinleme sanatlarını geliştirmişlerdir. Bu gerçeğe ulaşmanın pozitif koşuludur. Bu gelenek imparatorluk döneminde devam ettirilmiştir. Bu dönemde Platon’daki gibi diyaloğun geliştirilmesi yerine sessizlik kültürünün ve dinleme sanatının başladığını görüyoruz. … Derste sessiz durursunuz. Sonrasına üzerine düşünürsünüz. Bu üstadın sesine ve kendinde mantığın sesine kulak kabartmanın sanatıdır.”

“Kırsala kaçma kişinin kendi ruhuna sığınmasına dönüşür. Hem genel bir tavır hem de her gün gerçekleştirilen belirli bir davranıştır; kendi içine dönerek keşfe çıkarsın – keşfettiğin kusurlar ya da derin hisler değildir, yalnızca yaptıklarının kurallarını, davranışın genel kanunlarını hatırlamadır. Bu hatırlamaya yardımcı teknikler içeren bir formüldür.”

“Kendini açığa çıkarma, aynı zamanda kendini yok etmedir.”

“Vazgeçmeden açığa çıkaramazsın.”

“Bir toplumda en hayran olunan ve en iğrenilen tiplere baktığımızda, başka bulgular üzerinden nadiren görebildiğimiz bir şekilde, ortalama bir insanın kendisinden beklentilerini ve kendisi için yeşerttiği umutları görebiliriz.” Victor C. Hayes

“O zaman… alınacak tüm derslerden en önemlisi insanın kendini bilmesi. Çünkü insan kendini bilirse, Tanrı’yı da bilir.” İskenderiyeli Klement

“Çünkü kendisini bilmeyen hiçbir şey bilmez, oysa kendisini bilen aynı zamanda çoktan Herkesin Derinliği  konusunda bilgiye erişmiş olur.” Tomas’ın Kitabı

“Aklım kendi ritmine göre işlemelidir, bir başkasınınkine itaat edemez. Çünkü tecrübe ettiklerimin başkalarında tekrarlanmayacağını biliyorum.” J. J. Rousseau

“Anlatacağıma söz verdiğim şey ruhumun geçmişidir ve bunu aslına sadık bir biçimde yazabilmek için başka hiçbir anıya ihtiyacım yok; şimdiye dek yaptığım gibi, içimdeki kendime yeniden girmem yeterlidir.” J. J. Rousseau

“Bir “ben”in ortaya çıkabilmesi için “ben” ile “ben olmayan” arasında bir fark belirlenmelidir. Kendiliğin sınırları kendilik ile kendilik olmayan diğer her şeyi, kendilik ötesindekileri bölümlerine ayıran çizgilerdir. Kendiliğin inşasındaki birincil, en temel hareket bölümlere ayırmaktır.” Huck Gutman

“Böylesi bir durumda bizi keyiflendiren nedir? Dışımızdaki bir şey değildir, hepsi kendi içimizde ve varlığımızdadır. Bu hal devam ettikçe bir Tanrı gibi kendi kendimize yetebiliriz. Diğer her türlü histen arındırılmış bu varoluş hissi kendi başına son derece değerli bir tatminkârlık ve huzur hissidir; bu his tek başına bile, kaçınılmaz bir şekilde bizi bu duygudan ayırmaya ve keyfimizi alttan alta bozmaya çalışan tüm duyusal ve dünyevi izlenimleri kovalayabilecek insanlar için, varoluşu kıymetli ve hoş kılmaya yeterlidir. Ancak hiç bitmeyen tutkularıyla tedirginliğe düşen birçok insan bu hali pek bilmezler, sadece birkaç kere yarım yamalak tattıkları bu his hakkında sadece muğlak ve kafası karışık bir fikre sahiplerdir, bu yüzden de içerdiği hoşluğu hissetmelerine izin verilmemiştir.” J. J. Rousseau




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

John Shirley - "Yeni Tabular" Kitabı

İlk baskısını 2018’de Ayrıntı Yayınları’ndan yapan bu kitap 112 sayfa. Kitabın yazarı aynı zamanda senarist ve şarkı yazarı. Kitapta yazar...